O BÝR EFSANE ÝDÝ
ALÝ CENGÝZ
(KOCABIYIK ALÝ)
Ýzmir Ýl’ine baðlý Tire, Ödemiþ, Bayýndýr, Kiraz, Selçuk ve Torbalý ilçeleri ile, Aydýn Ýl’i Ortaklar ve Söke ilçelerinde, keza Manisa’nýn Turgutlu ve Salihli ilçelerinde ve bölgelerinde veterinerlik dünyasýnýn çözüm bulamadýðý hayvan hastalýklarýna ve özellikle ayak çýkmalarýna uyguladýðý özel tedavi usulü ile efsaneleþen, KOCABIYIK ALÝ lakaplý, fiziki görünümünde de Osmanlý’nýn son temsilcilerinden olarak kabul gören burma býyýklarý ile de sembolleþen Ali CENGÝZ’i kýsaca tanýyalým ve bu eþsiz hizmetinin yok olmamasý içinde bu vesile ile ilgililere bir çaðrýda bulunalým.
Koca býyýk Ali olarak tanýtýmýný yaptýðýmýz, göçebe hayatýnda iken de Yörük Ali olarak tanýnan Ali Cengiz 19.. yýlýnda Kuþadasý sahillerinde bir Yörük çadýrýnda dünyaya gelmiþ ve 1928 yýlýnda kendisinin delikanlýlýk çaðýn da satýn alýnan Doyranlý çiftliðinde, bilahare evliyalardan DOYRAN dede’nin adýný alan Doyranlý Köyü’nde hayvancýlýk ve tarýmla hayatýný devam ettirmiþ olup, 1990 yýlýnda da yaþamakta olduðu köyünde rahmeti rahmana kovuþmuþtur.
Yaþýtlarý ve akranlarý arasýnda neden Ali Cengiz’in hayatýný deðerlendirme gereðini duyduðumuzuda kýsaca açýklayalým. Rahmetli hayvanlarýn içinde doðmuþ, hayatýný hayvanlarýn içinde sürdürmüþ ve hayatýný hayvanlara vakfetmiþ ve de son nefesini de adeta hayvanlarýn tedavisi ile mücadele ederek vermiþtir. Onun saðlýðýnda köyünde hayvan saðlýðý ile ilgili olarak veterinerlere iþ düþmezdi. Ayný zaman bir deve güreþçisi ve at eðiticisi ve yarýþçýsý idi. O burma býyýðý ile ata biniþi, bir kahraman edasýyla deve çekiþi ile de ayrý bir marifet sahibi idi.
Rahmetli yukarýda isimlerini belirttiðimiz il ve ilçelerde, veterinerlerin tedavi edemediði hayvan rahatsýzlýðýný, bildiðimiz kadarý ile hemen hemen Türkiye genelinde de deðerlendirmesi yapýlabilecek bir tedavi usulünden dolayý, kendisini efsanenin kahramaný ilan ettik.
Nedir bu rahatsýzlýk ve tedavi usulü derseniz, bu hususu da kýsaca izah edelim. Gerek çift týrnaklý ve gerekse tek týrnaklý hayvanlarý ani hareketleri ve gençliðindeki (Cenikkinlik) düve veya dana tabir ettiðimiz delilik ve gençlik döneminde hoplamasý veya zýplamasý ile genelde ön ayaklarý omzundan çýkar. Omuz çýkmasýnýn veterinerlik ve tababet dünyasýnda bilimsel ve týbbý bir çözümü henüz yok gibi. Veterinerler tedavi için çaðrýldýðýnda genelde kasaplarý veya celepleri gösteriyor. Ýþte henüz hayatýnýn baharýnda, tam verim alýnacak ve ürününden yararlanýlacak yaþta kesim kýskacýna düþen bu hayvanlarýn, tedavisini yapan efsane isim KOCAKBIYIK ALÝ (Ali Cengiz) dir. Bildiðim kadarý ile þu an iki varisi var. En azýndan veterinerlik mesleðinde olan gençlik (yaþý geçenler kýymet bilmediler) bu tedavi usulünün yok olmasýna izin vermemelidir.
Rahmetli iki kez beni de yana alarak bu tedavisini nasýl yaptýðýný bizzat göstermiþtir. Bu tedavi usulünde ayaðý omzundan çýkmýþ olan hayvan usulüne uygun olarak yere yatýrýlýr ve ayaðý baðlanýr. Önce omzundaki çýkýk nokta belirlenir. Bilahare bu kýsým önceden hazýrlanmýþ olan kor alevde ýsýtýlmakta olan kýzgýn sivri uçlu demirlerle çepe çevre yakýlarak, riskli nokta belirlenir. Bu riskli daire içine alýnan yere uygun çapta yaklaþýk 15 cm çapýnda yuvarlak ahþap bir tahta hazýrlanýr. Tahtanýn ortasýna da 3 veya 4 cm çapýnda bir delik açýlýr. Buradan hayvanýn derisi pense marifeti ile tahtanýn dýþýna çekilir, çýkýk olan ayak yerine oturtulur ve ocakta ýsýnmakta olan kýzgýn þiþ ile bir taraftan diðer tarafa delinir, bu delinen kýsýmdan yakýlarak mikroplarý kýrýlmýþ olan bir adet onluk çivi geçirilir ve çivinin deriden geçtiði kýsmada göztaþý konarak bura da enfeksiyon geliþimi önlenmiþ olur. Hayvanlar yaklaþýk üç haftalýk bir süreçten sonra ya tahta kendiliðinden kýrýlarak veya fiziki müdahale ile alýnarak saðlýðýna kavuþur.
Literatürde hak ettiði yeri henüz bulamayan efsanenin bu tekniði ve tedavisine, son temsilcileri ve yok olmadan sahip çýkýlmasý için, böyle bir yazýnýn gereðini ve ömrünü hayvanlarýn ve hatta insanlarýn uzuvlarýndaki kýrýk çýkýk tedavilerine vakfeden rahmetliyi yat etme gereði duyduk.
Ýnþallah temennimiz ve önerimiz odur ki , hayvanlarýn tedavisinde kullanýlan bu usul, bilim dünyasý ile de tanýþarak ve de örtüþerek, mesleðine gönül vermiþ uzmanlarýn sahip çýkmasý ile literatüre yansýmasý saðlanmalý ve
hayvanlarýn vazgeçilmez tedavi usulü olarak pratikte var olan bu hizmetler devam ettirilmeli.
Bu gün dünya da kýrsal ve bitkisel tedavi usulleri tekrar güncellemiþse, biz elimizdeki hazýr tecrübeleri niçin deðerlendirmeyelim. Amerika’da bu gün acý pul biber ile kalp damarlarýnýn açýlmasý bir tedavisi yöntemi olarak kullanýlýyorsa, biz elimizdeki hazýr nimetleri niçin göz ardý edelim.
Ben acizane þunu tahmin ediyorum. Bu nesil yok olduktan sonra “kör ölür, badem gözlü olur” misali kýymete binecektir. Ancak þunu belirtmek istiyorum, bu kýymetli ve eþi benzeri olmayan teknik çalýþma metodik hale getirilsin, insanlýk dünyasý yararlansýn, hayvanlar alemi korunsun, hatta literatürde yerini alsýn.
Bu tedavinin son temsilcileri hizmetlerini Ýzmir Ýl’i, Tire Ýlçe’si, Doyranlý Köyü ve çevre köy ve ilçelerinde Osman Görüþük ve Celalettin Cengiz tarafýndan sürdürülmektedir. Bu kiþilerle görüþülerek bu hazine, hazin hale gelmeden, ölümsüzleþtirilsin ve hatta literatürde yerini alsýn.
Unutmayalým efsaneler kolay yetiþmez ve giden de geri gelmez.
NOT:Bu muhteremler tedavilerinde kullandýklarý, rahmetliden de ayný þekilde süregelen bir ifadeleri vardýr. Bu hususu da söylemeden geçmek istemiyorum. “Biz vesileyiz, Þifa Allah’tandýr” derler. Bila bedel bu iþleri yaparlar.
Celil GÖRÜÞÜK
Çalýþma ve Sosyal Güvenlik Bakanlýðý
Baþ Ýþ Müfettiþi